Yardım nafakası, kişinin çalışma ve geçimini idame ettirme konusunda sıkıntıya düştüğü durumlarda, kanunlarda belirtilen kan hısımlarından isteyebileceği nafaka türüne yardım nafakası denmektedir. Yardım nafakası ile ilgili olarak, kimlerin bu nafakayı ödeyeceği kanun tarafından belirlenmiştir. Kanun koyucu, yardım nafakası yükümlülerini ve talep edebilecek kişileri sınırlı şekilde saymış , bu yükümlülüğün doğması için gereken şartları saymıştır. Buna göre herkes için geçerli olmak üzere kişi;
- Altsoy(çocuklar, torunlar)
- Üstsoy(anne, baba, büyük anne ve büyük baba)
- Kardeşlerine
Eğer kendilerini ikame ettiremeyecek durumdaysalar ve yoksulluk içindeyseler yardım etmekle yükümlüdürler. Kanunda yoksulluk halinin tanımı yapılmamış, bu husus mahkemelerin takdirine bırakılmıştır. HGK’nun bir kararında; “yeme, giyinme, sağlık, barınma, sağlık, ulaşım, kültür(eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlar” yoksul kabul edilmiştir.
Üstsoy ve altsoy hısımlar , hangi derecede olurlarsa olsunlar yardım nafakası ile yükümlü tutulmuşlardır. Medeni kanun, yansoy hısımları arasında sadece kardeşlerin birbirine karşı nafaka ödemekle yükümlü olduğunu düzenlemiş, bu yükümlülüğü de nafaka talep edilen kardeşin “refah içinde bulunması” koşuluna bağlamıştır.
YARDIM NAFAKASI NASIL TALEP EDİLİR?
Yardım nafakası, tedbir nafakası ve iştirak nafakasından farklı olarak talep olmaksızın incelenmez, mahkemece dikkate alınmaz. Yardım nafakası talep eden kişinin bu talebini bir dava şeklinde mahkemeye sunması, mahkemece yardım nafakasına karar verilmesi gerekir. Yardım nafakası konusunda taleple bağlılık ilkesi söz konusudur.
YARDIM NAFAKASININ MİKTARI
Nafaka, yoksulluğa düşecek kişiyi yoksulluktan kurtaracak miktar ile sınırlı olmalıdır. Yardım nafakasının amacı, talep edeni zenginleştirmek değil yoksulluktan kurtarmaktır. Dolayısıyla bu miktara nafaka alacaklısının borçlarının ödenmesi dahil edilemeyeceği gibi lüks giderlerinin karşılanması için de nafaka talebinde bulunulamaz.
Nafaka miktarı, yoksulluk içinde bulunan kişinin gıdasını, barınmasını, giyimini, eğitim masraflarını, ulaşım masraflarını ve tedavisini sağlayacak ölçüde belirlenecektir.
YARDIM NAFAKASI DAVASINDA DAVA ÖNCE KİME AÇILACAKTIR?
Yardım nafakası talep eden kişinin önce annesinden mi babasından mı yoksa kardeşinden mi nafaka talebinde bulunacağı davayı öncelikle kime karşı açacağı büyük kafa karışıklığı yaratmaktadır.
Yardım nafakası konusunda kanunda özel bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre kanundaki bu sıralama takip edilmeksizin dava açılması mümkün değildir. Kanunda düzenlenen sıra mirasçılıktaki sıra şeklinde olacaktır. Mirasçılıktaki sırayı açıklamak gerekirse;
Miras hukukumuzda “Zümre Sistemi” kabul edilmiştir. Zümreler 1. Zümre 2. Zümre 3. Zümre vs. şeklinde numaralandırılmıştır. 1. zümrede mirasçı bulunursa diğer zümrelerdeki kişiler mirasçı olamazlar. Bir başka deyişle bir zümredeki kişinin mirasçı olabilmesi için önceki zümrede mirasçının bulunmaması gerekir. Örneğin ölen kişinin çocuğunun bulunması halinde anne ve babası yahut kardeşleri mirasçı olamazlar. Nafaka davasında sırasıyla davalılar şu şekildedir;
- Nafaka davası açan kişinin altsoyu(Çocukları , torunları)
- Nafaka davası açan kişinin üstsoyu(Anne,baba)
- Nafaka davası açan kişinin kardeşleri(Kardeşlerin refah içinde olması koşuluyla)
- Nafaka davası açan kişinin büyük annesi, büyük babası
- Nafaka davası açan kişinin büyük anne ve büyük babasının anne ve babaları
YARDIM NAFAKASININ NAKİT OLARAK ÖDENMESİ ZORUNLU MUDUR?
Yardım nafakası kanunda düzenlediği üzere nakit yani para olarak ve peşin olarak ödenmek zorundadır. Ancak taraflar aralarında yapacakları bir anlaşma ile nakit olan bu nafakayı, mala çevirebilirler.
YARDIM NAFAKASININ ARTTIRILMASI, AZALTILMASI VEYA KALDIRILMASI
Yardım nafakası , kişilerin mali durumları ile ilgili verilen bir karar türüdür. Dolayısıyla bir mahkeme kararının değiştirilebilmesi için durumda bir değişikliğin ortaya çıkması gerekmektedir. Yani, mahkeme 1 Ocak 2021 tarihinde , “babanın nafaka alacaklısı kızına aylık 300 TL nafaka ödemesine” diye karar vermişse , bu nafaka miktarının arttırılması, azaltılması veya kaldırılması için mahkemenin karar verdiği zamandaki durumun değişmiş olması gereklidir. Örneğin , baba artık bu nafakayı ödemeyecek güçte olmalıdır yada nafaka alacaklısı kızı yoksulluktan kurtulmuş olmalıdır. Eğer şartlar değişmemişse dava reddedilecektir.
YARDIM NAFAKASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Yardım nafakası davalarında görev ve yetki hususu Türk Medeni Kanunu’nda düzenleme altına alınmıştır. Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesi , yetkili mahkeme ise taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Yardım nafakasında yetki bakımında davacıya seçimlik hak tanınmıştır. İsterse kendi yerleşim yeri aile mahkemesinde isterse davalının yerleşim yeri aile mahkemesinde davayı açabilecektir.
Görevli mahkeme açısından davanın açıldığı yerde Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılacaktır. Asliye Hukuk Mahkemesi davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakacaktır.
18 YAŞINDAN BÜYÜK ÖĞRENCİLER YARDIM NAFAKASI TALEP EDEBİLİR Mİ?
Yardım nafakası öğrenciler açısından da mümkün olup, TMK’da bu konu ile ilgili özel olarak düzenlenmiş hüküm bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 328/2. Maddesi uyarınca öğrenim durumu devam eden ancak 18 yaşını doldurmuş çocuğun annesi ve babası güçleri yettiğince çocuğun eğitim sonuna kadar yardımla yükümlüdürler. TMK’da ele alınan bu düzenleme iştirak nafakasından farklıdır. Zira, iştirak nafakasında ebeveynler , çocuk 18 yaşına gelinceye kadar ortak olarak bakmakla yükümlü olup, çocuk 18 yaşına geldiğinde ortadan kalmaktaydı. Oysa yasadaki bu özel düzenleme ile çocuğun öğrenim durumu sona erinceye kadar eğitim ve bakım giderlerinden yükümlü olunacağı düzenlenmektedir.
YARDIM NAFAKASINA İLİŞKİN MAHKEME KARARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULABİLİR Mİ?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 367/2. Maddesine göre; ” Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” Kural bu olmakla beraber nafaka hükümleri bu kuralın istisnalarından bir tanesidir. Nafakaya ilişkin ilamların icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmemektedir.